Haber merkezi/TİMETÜRK
Elena ŞUBİNA; Rus gazeteci, modern art okul düzenleyicisi, fitness antrenörü ve en önemlisi İstanbul aşığı bir kadın. Aşık olduğu şehrin sanatını tanıtmak için bir ailenin iki yetenekli ressamının sergisini Rusya - Sibirya'da düzenlemeye karar verdi.
Sultanahmet`in tarih, hikaye, yaşanmış hayatlar dolusu sokaklarında yürürken bir galeri vitrininden ona bakan kediyi gördü. Kedi Elena`ya çoktan kaybettiği, fakat hala unutamadığı kedisini andırdığı için kendini galeriye girmekten alıkoyamadı. Galerinin küçük olmasına rağmen, Elena girdiği andan itibaren buradaki olumlu enerjiyi ve Türkiye`nin, Türkler`in misafirperverliği bu iki ressamın galerisinde hissetti.
Çıkışta ise elinde birkaç tablo ile terk ediyordu burayı. Galeride bulunan resimlerin hepsi hayat dolu, canlı ve en önemlisi bir anlam taşımakta, yani burada göreceğiniz her resimde kendinize ait bir şeyler bulacaksınız; Elena`nın kaybettiği kedisini bulduğu gibi.
Serginin gerçekleştirileceği tarih ise önceden düşünülmüş ve planlaştırılmıştı. Sibirya`da kışın en sert geçtiği ay Şubat ayıdır, ve bu zaman da Sibirya`da havanın olduğu gibi hayat da gittikçe soğur ve donar. Zaman akmaz, “bugün” “yarın”ın fotokopisine dönüşür.
Nurdan ve Melik İSKENDER`in tabloları ise o soğuk ve gri Sibirya günlerine renk katacaktır, zaten sergi boşuna “İSTANBUL`UN RENKLERİ“ diye adlandırılmamıştır! Bu, ressamların Rusya`da katılacakları ilk sergi olacak. Seginin açılışına bir ay kalmasına rağmen büyük ilgi ve merak uyandırmaktadır. Komşu ülkelerden Litvanya`dan bile misafirler sergiyi gezmeye gelecekler. Bu ise İstanbul`un sadece Boğaz Köprüleri, Topkapı Sarayı, Aya Sofya, Selatin Camileri, sarayları ile değil İSKENDER kardeşlerinin sanatı ile de tanınacağı anlamına geliyor.
Ve buradan yola çıkılarak ileriye dönük planlar yapmaktadırlar. İstanbul 'un Salon ve Sanat Galeri`lerinde sergiler düzenlemeyi düşünmektedirler. "Siz de İstanbul'un sanat ve kültür hayatını takip edin, eminim yakında görülmeye değer bir çok sergiyi gezme şansınız olacaktır" diyorlar.